DÜNYA BARIŞ GÜNÜ HAKKINDA


Sol kanatta Dünya Barış Günü 1 Eylül’de kutlanmaktadır. 1 Eylül’ün Dünya Barış Günü olarak ilanı Dünya Sendikalar Federasyonu (DSF) Sekretaryasının 18-20 Ekim 1978'de Kıbrıs’ta yapılan Kongresinde aldığı karara dayanmaktadır. DSF’nin 1982 Küba Kongresi sonrasında da ‘Sendikaların Barış ve Nükleer Silahlardan Arınmış Dünya için Eylem Günü’ (Day of International Trade Union Action for Peace and Nuclear-Free World) olarak ilan edilmiştir. Önce bu günün anlamına bir bakalım. 1 Eylül 1939 Nazi Almanya’nın Polonya’yı işgal ettiği gündür. DSF’u bu günü İkinci Dünya Savaşı'nın başladığı gün olarak kabul etmiş ve bu nedenle de 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak ilan etmiştir. Birincisi bu doğru bir tespit değildir. 1 Eylül’de Almanya, Polonya’yı işgal ettikten sonra 3 Eylül’de de İngiltere ve Fransa Almanya’ya savaş ilan etmiştir. Böylece başlayan Dünya Savaşı ‘sahte savaş’ (phoney war) olarak bilinir. Niye? Çünkü Almanya ve İngiltere-Fransa arasında bu karşılıklı savaş ilanlarından sonra gerçek bir savaş olmamıştır. Almanya’nın Polonya’dan sonra Avrupa’da saldırıları ilk olarak Danimarka ve Norveç’e Nisan 1940’da, Luxemburg, Belçika, ve Hollanda’ya Mayıs 1940’ta olmuştur. Paris’in işgali ve Fransa’nın teslim olması Haziran 1940, İngilizler'in Avrupa kıtasından geri çekilmeleri yine Haziran 1940 tarihlidir. Yani Nazilerin Polonya’yı işgali sonrası İkinci Dünya Savaşı başlamamıştır. Başlayan savaş haklı olarak ‘sahte savaş’ olarak bilinir. Emperyalist ülkeler arasında İkinci Dünya savaşının başlaması Nisan-Mayıs-Haziran 1940 tarihlerine denk gelir. Bu arada 1 Eylül 1939 sonrası Polonya devleti Nazi işgali nedeniyle devlet olarak varlığını yitirmiştir. Polonya devletinin yok olduğu şartlarda Birinci Dünya Savaşı sonunda Polonya emperyalizminin hakimiyeti altına giren-onlar tarafından işgal edilen- ve Polonya finans oligarşisi tarafından milli baskı altında tutuldukları için SSCB’ye katılarak bu milli baskıdan kurtulmak talepleri olan Beyaz Rusları SSCB 17 Eylül 1939’da SSCB’ye katarak kurtarmıştır. Ama bu arada Naziler'in 1 Eylül 1939 Polonya işgali ve 3 Eylül 1939 savaş ilanları ile Nisan 1940 arasında İkinci Dünya Savaşı'nın temel güçleri söz konusu edildiğinde gerçek bir savaş da olmuştur. Bu Finlandiya ile SSCB arasındaki gerçek savaştır. Kasım 1939’da başlayan ve Mart 1940’da SSCB’nin zaferiyle sonuçlanan savaş. Bu savaş öncesinde Finlandiya, Nazi bir ülkedir. Nazi Almanya tarafından silahlandırılmış ve SSCB’ye karşı gelecek savaşın bir hazırlığı olarak Leningrad yakınında ve tüm Finlandiya-SSCB sınırında muazzam sığınaklar inşa edilmiştir. Bu hazırlıkları boşa çıkarmak için SSCB Finlandiya’ya Leningrad yakınındaki topraklarla başka yörelerdeki SSCB topraklarının değiş tokuşunu önermiştir. SSCB'ye karşı Alman savaş hazırlığının bir parçası olan Finlandiya bu öneriyi ret etmiştir ve Finlandiya - SSCB savaşı başlamıştır. Ve Nazi savaş hazırlığına karşı başlatılan bu savaş nedeniyle (Ve tabii ki 22 Haziran 1941 SSCB’ye Nazilerin saldırısı öncesi Nazi askerleri Finlandiya’ya, SSCB sınırına yerleştirilmiştir. Savaş sürecinse Leningrad’da olanlar da hepimizin bilgisi dâhilindedir) İngiltere ve Fransa bir yandan SSCB’yi Milletler Ligası'ndan atmış, öbür yandan Nazi Almanya’yla birlikte Finlandiya’ya SSCB’ye karşı kullanılmak üzere en modern silahlarından göndermiş ve hatta asker de göndermeyi denemiştir. Bu savaş, SSCB’ye karşı İngiltere ve Almanya'nın açıktan açığa işbirliği yaptığı bu savaş, 1 Eylül - 3 Eylül 1939 savaşının ‘sahte savaş’ olduğunun açık bir ispatıdır. (Ve tabii ki 22 Haziran 1941 SSCB’ye Nazilerin saldırısı öncesi Nazi askerleri Finlandiya’ya, SSCB sınırına yerleştirilmiştir. Savaş sürecinse Leningrad’da olanlar da hepimizin bilgisi dâhilindedir) Bu arada SSCB’nin doğusunda ve daha Mayıs 1939'da, yani 1 Eylül 1939’dan çok önceleri başka bir gerçek savaş daha başlamıştır. Japonya-SSCB savaşı. Bu savaşta da Japonya 16 Eylül 1939’da yenilgiye uğratılmıştır. SSCB Japon emperyalizmine, Japon faşizmine karşı doğrudan savaş verirken ve başta Çin halkı olmak üzere Asya halklarına doğrudan destek verirken, İngiltere-Fransa (ve Amerika) Avrupa’da yaptıklarını yapmaktaydılar! Herkesin de malumudur ki, Amerika, İngiltere ve Fransa Nazi Almanya’nın silahlanması için gerekli tüm kredileri ve diğer imkânları sağlamış, SSCB’nin Faşist saldırganlara karşı birlik önerilerini reddetmiş (The Telegraph, 18 Ekim 2008) ve Nazi Almanyası'nı SSCB’nin üzerine sürmeyi planlamışlardır. Polonya, SSCB ile Alman saldırısına karşı ortak savunma paktı imzalamayı ret etmiştir, SSCB’nin Almanya saldırısına karşı yardım önerisini ret etmiştir. İkinci Cephenin ancak Nazi Alman orduları Kızıl Ordu tarafından kesin olarak yenilgiye uğratıldığında açıldığı, o güne kadar da Truman’ın ve Churchill’in ‘Nazilerle Komünistleri birbirine kırdırma’ (The New York Times, 24 Haziran 1941) katliamcı politikasının uygulandığı da malumdur! Ve daha niceleri! 1 Eylül ve 3 Eylül 1939 Almanya-İtalya’nın bir yanda, İngiltere-Fransa’nın öbür yanda yer aldığı bir sözde-sahte Dünya savaşı başlangıcıdır. Ve dahası bu savaş emperyalistler arasında bir sözde-sahte emperyalist savaş başlangıcıdır. İşgal edilen Avrupa ülkelerindeki tüm burjuva hükümetler vatanı savunmak için hiçbir ciddi hazırlık yapmadılar. SSCB etrafında anti-faşist birlik, Nazi-faşist saldırganlara karşı ortak savunma cephesi oluşturmayı ret ettiler. Dünya emperyalizminin Nazileri SSCB üzerine sürmek ve Nazilerle birlikte savaştan pay kapmak planlarıyla oyalandılar ve sonuç olarak vatanı Nazi işgaline açık bıraktılar. Nazi saldırıları karşısında bir iki hafta içinde yok olup gittiler. Doğrudan veya dolaylı olarak vatan hainliklerini teşhir ettiler. Vatanı Nazi işgalinden kurtarmak, komünistlerin önderliğindeki halkın bir görevi haline geldi! Bu görevi yerine getirmek için tüm Avrupa halkları (ve Asya halkları) SSCB’de ve SBKP önderliğinde anavatan savunmasında örgütlü olarak yer alan Sovyet halkında güçlü ve onurlu bir destek buldular. O halde şu soruyu sormak zorundayız. DSF niye 1 Eylül’ü Dünya Barış günü olarak ilan etmiştir? Emperyalistlerin, Nazilerin, Komünizm düşmanlarının, tüm bu halk düşmanlarının kendi aralarında ve milletler ve ülkelerle oyun oynayarak ve Nazileri SSCB üstüne sürme planlarını sürdürdükleri döneme denk gelen bu sahte savaşın başlangıç tarihini niye Dünya Barış Günü olarak ilan etmiştir? Olgular 1 Eylül’ün sözde-sahte savaş başlangıcı olduğunu, onun Dünya Barış Günü olarak ilanının da olsa olsa sahte-sözde barış günü ilanı olabileceğini ortaya koyuyor. 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü ilan etmek onu yüceltmektir. 1 Eylül’de devrede olan emperyalistleri, Nazi işbirlikçilerini, Sovyet düşmanlarını yüceltmektir ve de Sovyetlerin ulusları barbarlıktan kurtarıcı rolünü küçültmek, karalamak, saklamak ve yadsımaktır - yani tam bir Sovyet düşmanlığıdır dolayısıyla da halk düşmanlığıdır! DSF’nin 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak ilan etmeyi önerdiği karar tasarısı ve konferansın mantığına bakılırsa, şu açıkça görülecektir. Yapılan Brejnev’in SSCB’si ve SBKP’si tarafından, onlar etrafında ‘örgütlü’ diğer ‘komünistler’ tarafından, DSF’deki sendikacılar tarafından emperyalizme verilen tavizlere bir diğerini daha ilave etmektir. Emperyalizmin sahte-sözde savaşını faşizme karşı gerçek bir savaş ilan etmektir. Onları, onların anti Sovyet ve halk düşmanı ve savaş taraftarı siyaset ve pratiklerini aklamaktır. Sovyetleri Nazilerle aynı kefeye koyma çabalarına yardımcı olmaktır. Sovyetlerin bu dönemde faşizme karşı Batı’da ve Doğu’da yürüttüğü gerçek savaşları ve onların faşistlere karşı gerçek savaş hazırlıklarını ayaklar altına almaya katkı koymaktır. Anti Sovyet saldırılara kapı açmaktır. Bu tespitler doğru ise 1 Eylül’ün Dünya Barış Günü olarak kutlanması da ret edilmelidir! Burada BM’nin ilan ettiği ve kutladığı ve ABD’nin ve Vatikan’ın kutladığı farklı Dünya Barış Günü safsatalarına değinmeyeceğiz. Ne de olsa bu savaş severlerin barışseverliğine ve onların barış gününe kargalar bile gülmez! Demek ki Dünya Barış Günü olarak yeni bir tarih belirlenmelidir. Bu tarih bütün emperyalistlerin işbirliğinin bir sonucu olan Nazilerin SSCB’ye saldırı tarihi olabilir. 22 Haziran 1941. Bu tarih Anavatanımız SSCB’nin Alman faşizmini yerle bir ettiği ve savaşın son bulduğu tarih olabilir. 9 Mayıs 1945. Bu tarih Barış Partizanlarının Dünya Kongresi’nin ilkini yaptığı tarih olabilir. 20-25 Nisan 1949 - (1950 sonrası Dünya Barış Konseyi'ne dönüşmüştür). Bu tarih SSCB’nin Dünya Barış Konseyi'nin talebine uygun olarak savaş yapmayı ve savaş propagandası yapmayı insanlık düşmanı suç ilan eden kanunu kabul ettiği gün olabilir. 12 Mart 1951. Bu tarih barışın yılmaz savaşçısı, tüm savaş yapıcılarının düşmanı Stalin’in doğum veya ölüm günü olabilir. 18 Aralık 1878 veya 5 Mart 1953. Ama başka bir gün olamaz! Biz SSCB’nin Dünya Barış Konseyi’nin talebine uygun olarak savaş yapmayı ve savaş propagandası yapmayı insanlık düşmanı suç ilan eden kanunu kabul ettiği gün olan 12 Mart 1951’i öneriyoruz! Tüm yoldaşları bu sorunu tartışmaya ve 12 Mart’ı Dünya Barış Günü ilan etmeye davet ediyoruz!
Kıbrıs Sosyalist Partisi
16 Ağustos 2016